14 Tem 2010

Çok Mu ?

Uzun zaman olmuş.. Hem de çok. Fark etmemişim bile, niceleri arasında bekleyişimi. Hani “birden bi ışık” derler ya.. Öylesi işte.

Yel değirmenlerine karşı savaş tutan Don Kişot’la hiç bu kadar benzeşeceğimi düşünmezdim. O hayalindekinin gerçeğiymiş meğersem. Anlaşılamaz, tarifsiz bir uğraşmış onunki. Ona benzer bir savaşta yapayalnız yürüşümdeyim. Çoğu kez bunun iyi bir şey olduğunu sansam da, yanıldığımı her seferinde görmek sinir bozucu. Bir yandan da ruhsal karmaşamın lezzetli bir meyvesi olduğunun idrakı.

Yine gökyüzü. Ve yine o yıldız. Yol gösteren ışık. Karanlık sorularımın parlak cevabı. Geldin yine. Bu kez de doğruyu vereceksin bana biliyorum. Yanlışlara kapılmadan sonsuza dek sürsün istiyorum.

Çok mu ?

Hoşgeldin.


31 May 2010

Hüseyin Avni ÇAKMAK

Bir Çayeli adamı. Olabildiğince hem de. Doğallığı samimiyetle harmanlaştırırsanız, Hüseyin gibi bir sonuç almanız pek de garipsenmemeli. Bu çocuk, Doğu Karadeniz insanının her özelliğini bünyesinde barındırmakla birlikte daha fazlasını da beyninin en ücra köşelerinde en olmadık anlarda ortaya çıkarmaktadır. Hani aynı kandan olmayan bir kardeş seç deseler Hüseyin olurdu seçimim, hiç tartışmasız.

Şahsına münhasır bu insanla tanışma sürecim yine Cemo gibi müzikal günlerin başlangıçlarına tekabül eder. ( tekabül müydü o, bakamam şimdi TDK sözlüğüne ) Of-Rize arasının çok kısa bir mesafe olması, bizim kaynaşmamız için iyi bir başlangıçtı. Her daim savunduğum ilkem şudur ki: “Bizim toprakların insanları başkadır, bambaşkadır” Hele de ben gibi havasını farklı solumuş biri olan Hüseyinse bu insan daha bi başkadır. Şairdir fecii halde. Genel manada şiirden nefret etsem dahi bana şiirleri sevdiren adamdır. Düzyazıdan şiir çıkartabilecek olan kapasitesi, nerden baksak mukaddes Trabzonspor kadar kışkırtıcıdır.

Dosttur bu, hiçbir şey beklemeden, eğer ki gözünde yer edinmişseniz,  sizin için her ama her şeyi yapabilecek kadar bağlıdır. Çok fazla anlatıp, poposunun deniz seviyesi ile olan kot farkını artırmamın bi anlamı yok nasıl olsa =) O kendini biliyor.

Yöresine bağlıdır haaa. Akan suları durdurur o topraklarda yetişen her nesne için. Size bir çay tohumunu anlatmasını isteseniz, o çay tohumunu filizlenirken nasıl göremedik biz, ne biçim insanlarmışız diye kendinizi yer bitirirsiniz. Kuymak’a muhlama demesine hala anlam verememekle birlikte PES2010′da beni yenemeyeceğini de tez vakit öğrenmesini diliyorum. Bi de böylesine karakteri mükemmel bir adamın “yalağuz” olmasına katlanamayrum. ( Şunca şey yazdık gördüğün üzere. Kısmetini açıyom olm )

Web:  http://www.huseyinavnicakmak.com


21 May 2010

Blog Ödülleri 3.sü Olduk !

Bilmemkaç yılından beri www.blogodulleri.com adresine gitmenizle birlikte detaylarını daha iyi anlayabileceğiniz bir yarışma düzenlenmektedir. 2010 yılının bilmemne ayından beri benim de yazılarımla birlikte yer aldığım Afer.in isimli kollektif blog projesi “Topluluk Blogları” dalında 2010 yılının 3.lüğü ödülüne layık görülmüştür. Kuruluşu 1 yıla dayanan bu güzel projeye beni davet ederek bu onuru yaşamamı sağlayan Muhammed Yıldırım’a da pek sonsuz teşekkürler sunuyorum. Ödülümüzü gururla taşıması ve daha da iyilerini başarmamız dileklerimle sonuna erdirmekle… bıdıbıdıbıdıbıdı